logo  www.egehaberleri.net 
atatürk
  • Yazılı Kağıtları
  • Teşekkürler
  • Bir tuhaflık vardı !
  • Anneler Günü Kutlu Olsun..
  • Yazılı Kağıtları
  • Teşekkürler
  • Bir tuhaflık vardı !
  • Anneler Günü Kutlu Olsun..
Melahat E. TEKEŞİN
melahattekesin@gmail.com

- Yazılı Kağıtları   Yeni   

10 Haziran 2019
Rya Tabirleri

Çocukluk günlerimden birine götürmek istiyorum. Çocuksu, duygularımızla her şeyi bildiğimizi sanacak kadar saf olduğumuz günlere…

İlkokul bitmiş ortaokula başlamıştık. Tek öğretmenli, hayatımızdan çok öğretmenli günlerimize geçmiştik. Her öğretmen ayrı karakter taşıyordu ve biz onların anladığı dilden hareket etmeliydik… Biz öyle düşünüyorduk desem daha doğru olacak sanırım.

Matematik öğretmenimiz, ‘B’ şubesini yazılı yapmış “sınıfta iyi not alan olmamış” haberini almıştık. Bütün çocuksu saflığımızla, nasıl kötü not alamayacağımızın planlarını yapmalıydık: Sınıfta her birey birkaç senaryo üretecek, en ilginç bulduğumuzu hayata geçirecektik. Aranan senaryo bulunmuştu:

Yazılı kağıtlarımızı vermeyecektik, eğer topluca vermezsek öğretmen anlardı. Şimdilik, sınıf sayısını üçe bölecek ilk yazılıda bir bölümümüz kağıdı buruşturup çöpe atacaktı. Diğer yazılılarda diğer gruplar aynı işlemi yapacaklardı. Hiç kimse, önceden bitirmeyecekti; son çıkış zili beklenecek topluca kağıtlar verilirken öğretmen masasının etrafı sarılacağından buruşturduğumuz kağıtlar çöpe atılacak, öğretmen bunu fark etmeyecekti.

Çıkış zili çaldı, hep birlikte öğretmen kürsünün etrafına yığıldık, öğretmeni ablukaya aldık; kimimiz kağıtları masanın üzeri koyarken diğer birimiz buruşturup çöpe atıyordu.

Öğretmen:

Çok ilginç, hiç kimse önceden bitirip kağıdını vermedi” dedi.

Yazılı kağıtlarını kıvırıp bir güzel rulo yaparak çantasına yerleştirdi.

Aradan ne kadar vakit geçmişti bilemiyorum. Yine matematik dersiydi ve öğretmen çok sinirli girmişti sınıfımıza. Tabiri yerinde olursa burnundan soluyordu, diyebilirim.

Günaydın çocuklar, şöyle güzelce bir arkanıza yaslanın ve gözlerimin içine bakarak sorduğum sorulara doğru cevaplar verin” dedi.

Hepimiz nefesimizi tutmuş öğretmenimize bakıyorduk!

Numarası en küçük arkadaşımızı kaldırdı ve beklenen soruyu sordu.

Yazılı kağıdını bulamadım oğlum, kağıdın nerede?

Ben bilmem hocam, masanın üstüne bırakmıştım

İkinci arkadaşımızı kaldırdı ve aynı soruyu sordu.

Yazılı kağıdını bulamadım kızım, kağıdın nerede?

Size vermiştim, masanın üzerine bırakmıştım

Kızım, kağıdın nerede, oğlum kağıdın nerede?

Vermiştim, masanıza bırakmıştım

Bir süre böyle devam etti. Benim de numaram en sonda,  okula en son kaydolanlardanım.

Öğretmenime baktım: Bana sıra gelinceye kadar, her arkadaşımız “Kağıdı size verdim” dedikçe kravatını gevşetiyor, gömleğinin düğmesini bir bölümünü daha açıyordu. Bana sıra gelince de ceketini çıkardı, derin bir iç geçirdikten sonra, meşhur soruyu sordu,

Dört yüz kırk dört Melahat Erten kağıdın nerede” dedi.

Bu sıralara ben çok zor oturmuştum, ailemi ilkokul öğretmenimin yardımıyla okumam adına zor ikna etmiştim.

Doğruyu söylersem okul hayatım bitecek, okuldan kovulacak, hayallerim son bulacaktı. Yalan söylesem de öğretmenimin halini görmüş içler acısı duruma gelmişti. Belki, ilk numarada olsam rahatça “verdim öğretmenim” diyecektim; ama şimdi durum değişmişti. Öğretmenimiz içler acısı duruma girmişti ve ben durumuna kayıtsız kalamazdım.

Artık ne olacaksa da olsun, diye düşünerek doğruyu söylemeye karar verdim:

Öğretmenim, ben kağıdımı ver…” diyerek son heceyi yuttum.

Bu, öğretmen için değişik bir cevaptı, galiba ipin ucunu yakalamıştı.

Size verdim, masaya bıraktım” denmiyordu.

Ayağa kalktı, avucunu kulağının arkasına koyarak:

Söylediğin cümleyi tekrarla” dedi.

Artık korkmaya başlamıştım, benim bile zor duyacağım gibi, cevabımı yineledim.

Ben kağıdımı vermedim

Sınıf o kadar sessizdi ki, sinek vızıldasa duyulacaktı.

Öğretmen duymuştu.

Cevabını sınıfın duyacağı gibi yüksek sesle söyle söyle” dedi.

Camları bile titreterek:

Ben kağıdımı vermedim öğretmenim

Bir daha tekrarla

Kağıdımı vermedim öğretmenim

Peki, ne yaptın?

Buruşturup çöp kutusuna attım

Peki, arkadaşların ne yaptı?

Onları bilmiyorum öğretmenim

Peki, bu kararı kiminle verdin?

Ben tek başıma verdim, arkadaşlarımdan haberim yok öğretmenim

Artık kendimi okuldan atılmış bir öğrenci olarak gördüğümden, kaybedeceğim daha fazla da bir şeyim  kalmamıştı; yüksek sesle ne sorduysa cevap veriyordum.

Çabuk masama, yanıma gel” dedi.

Korkarak masasına gittim, atacağı tokat gözüme gelmesin diye düşünerek, yüzümü yana çevirerek durdum.

Kolumu yakaladı, havaya kaldırdı.

Buna iyi bakın” diye haykırdı.

Ben, böyle doğruyu söyleyen ama arkadaşlarını da ele vermeyen öğrenci isterim”

Kolumu kaldırıp kaldırıp indirdi.

Not defterini çıkardı, kanaat notu olarak o günlerin en yüksek notu olan matematik notuma, “beş veriyorum” dedi.

Şimdi, yerine oturabilirsin

Ne olmuştu, okuldan kovulduğumu düşünürken piyango biletinden büyük ikramiye çıkmış şaşkınlığıyla yerime oturdum.

Öğretmen anlatmaya başladı:

Siz kendinizi çok akıllı sanıyorsunuz değil mi?

Öğretmenliğin verdiği tecrübeler vardır, yaşanmışlıklar vardır. Sizin düşündüklerinizi, hatta düşünemediklerinizi, biz çok önceden yaşamış oluyoruz. Sınıfa girince yoklama yaparız, kaç kişi olduğunu tespit ederiz. O gün de sınıfta kırk beş kişi vardı, kağıtlardan on beş eksik. Evde karımı sorguya çektim, sonra da teker teker çocuklarımı, olur da kandırılır kağıtlarımla oynarlar diye evde terör estirdim; günahlarını da almış oldum. Şimdi her şey anlaşıldı” diyerek sözlerini bitirdi.

O günden sonra, ben öğretmenimin gözünde başka biriydim.

Bana gelince, artık yolda yürürken bile matematik çalışır olmuştum.

Aradan iki yıl geçmişti; ortaokulu bitirip yatılı olarak Nenehatun Kız Öğretmen Okulu,  yazılı sınavını kazanmıştık. Sözlü olarak yapılacak sınava babalarımız eşliğinde yolculuk yapacaktık. Yolcu otobüsü sırasıyla bütün sınavı kazanan öğrencileri toplamış sıra Fındıklı ilçesine bağlı olan mahallesine gelmişti. Mahallemi simgeleyen “GURUPİT” tabelası önünde, beni ve babamı almak üzere durmuştu.

Bavullarımızı verdikten sonra otobüse bindik; matematik öğretmenim ve kızı da bizimle birlikte aynı otobüste yer alıyorlardı. Arka sıralarda oturan matematik öğretmenim bana şöyle seslenmişti.

Melahat Erten, sınavı kazanırsanız, kızım S… sana emanettir, unutma!

Birkaç saniye şaşkınlık geçirdikten sonra:

Elbette Hocam, birbirimize emanetiz” demiştim.

Arkadaşımla, okul hayatı boyunca çok sıkı bağlar kurmuştuk. Zaman içinde, iletişimin zor olduğu yıllarda, şehir değişikliklerinden dolayı, birbirimizden haber alamasak da, yeniden seslerimizi duyduğumuzda, bıraktığımız noktadan başladık.

Aradan hayli zaman geçmişti, öğretmenimin çok hasta olduğunu, arkadaşımın yanında bakıldığı haberini almıştım. Helallik almak, saygılarımı sunmak için aramıştım. Bana söylediği görevi, hatırlayıp hatırlamadığını merak etmiştim.

Arkadaşım sorduğunda, “hatırladım” anlamında gözleriyle tasdik ettiğini söylemişti.

Yazılı kağıtlarım, hayatımın dersini verirken güzel dostlukların kapılarını de aralamıştı.

Arkadaşımı her arayışımda, “Sen bana, babanın emanetisin” der, sevgili öğretmenimi yad ederiz. Ruhu şad, mekanı Cennet olsun.

Saygılarımla. Melahat Erten Tekeşin

Yazılı Kağıtları

 

Melahat Erten TEKEŞİN'in diğer yazıları

Teşekkürler

Teşekkürler

Güzel güneşli bir yaz günlerinin sabahına uyanmıştım. Üzerimdeki yorganı hafifçe üzerimden kaydırarak gece boyu tüm bedenimi koruma altına alarak, vücudumu koruyarak hizmet verdiğinden dolayı teşekkürlerimi sunmuştum. Sağ omuzumdan kayarak ayaklarımı yere basmıştım. Sol omuzumdan geriye bakarak, beni gece boyu üzerinde taşıyan yatağıma, karyolaya, yastıklara nevresim takımına da teşekkürlerim olmuştu. Ayağıma geçirdiğim terliklere, benim ağırlığımı taşıyacaklarından dolayı, peşinen teşekkür [...]

Bir tuhaflık vardı !

Bir tuhaflık vardı !

Altı katlı apartmanın dördüncü katından pencerenin perdesini kenara çekip düzgünce kenara yerleştirdim. Pürüzsüz gökyüzünü seyretmenin, aralanan pencereden gelen temiz havayı içime çekmenin keyfini yaşıyordum. Kapımın zili çaldı, “Allah Allah, bu saatte de kimseyi beklemiyordum, dış kapı görevlisi de haber vermedi; kim geldi, acaba?” diyerek kapıya yöneldim, merakla kapıyı açtım. Karşı komşumun kızı, bütün sevimliliğiyle, neredeyse, [...]

Kırmızı Benekli Alabalıklar

Kırmızı Benekli Alabalıklar

Demir halkalı kapıyı aralamış okulun bahçesine girmiştim. Beni fark eden öğrencilerim okul bahçesi boyunca patır kütür koşarak yanıma gelmişlerdi. Ne güzel bir günaydın deyişiydi öyle, paha biçilemez, eşi benzeri yoktu karşılamaların. “Ne kadar güzel mesleğim var benim, çocuklarımla karşı karşıya gelmek, onların, renkli dünyalarına girmek, ne hoş, ne güzel” diye düşünmüştüm. Bir kısım öğrenciler de heyecanla bahçenin [...]

Babaannem

Babaannem

Çocukluğumda, en ilginç bulduğum olaylardan biriydi, yaşlılarımızın eşyalarla konuşması. Galiba, mizacını sert buldukları insanlara söyleyemediklerini, çevrelerinde canlı cansız varlıkların her türlüsüne yüksek sesle dile getirerek deşarj olurlardı. Mutfağın en yakınındaki odasında yatardı babaannem. Genellikle odasında dinlenmeyi tercih ederdi. Yaşlılık gelmiş çatmış dizlerindeki takat da azalmaya başlamıştı ama pes etmek yoktu, son gayretine kadar bütün enerjisini harcamaya, bayrağını gelinine devretmeye niyeti [...]

Komşunun Fendi

Komşunun Fendi

Komşuluk: Ev, işyeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanlara komşu dendiğini, hepimiz biliriz. Komşular, ailemizden sonra en yakın sosyal çevremizi oluştururlar. Komşularımızla, huy, karakter, mizaç, anlayış ve farklı inanç yapısına sahip olabiliriz. Farklı kültür, görgü ve farklı alışkanlıklarımız olabilir. Farklı ekonomik yapılara sahip komşularla da bir araya gelebiliriz. Köy, kasaba gibi küçük yerleşim birimlerinde, [...]

Kara Mehmet Amca

Kara Mehmet Amca

Kara Mehmet derlerdi adına; bu sevimli, uzun boylu, buğday tenli, kara kaşlı nüktedan amcamıza, ‘Kara’ lakabını, sırf kaşlarından dolayı mı, böyle bir yakıştırma yapmışlardı, bilemiyorum. Bana kalsaydı; en parlak olanını, en canlısını, en çok sevdiğim renklerden birini yakıştırırdım. Bayram sabahlarında, mahallenin büyükleri, gençleri, evimizin hemen yanında bulunan camiden çıkarlar, ayakkabılarını çarçabuk giyerek evlerinden çıkamayan, camiye gelemeyecek durumdaki [...]

 

Melahat Erten TEKEŞİN'in Yazılarına Yapılan Yorumlar

Uğur Böcekli Ayakkabılarım yazısına Hilmi Erduran tarafından yapılan yorumlar

Gerçekten bu yaşanan cocukluğumuz ve bayram hazırliklarimiz,70 şinde olsakda çocuksu duygularin hayali ,,mekâni ve çevresi ile olşuyor insanda,bir daha yaşattiniz çocukluğumuzu.teşekkürler..ederim. ...

Uğur Böcekli Ayakkabılarım yazısına Hilmi tarafından yapılan yorumlar

Gercekten cocuklugumuzun bayram hazirliklarini animsattiniz. 70'misimde olsam bile gecmisteki bu bayramlari hatirlamakla mutlu oldum. Teşekkür ederim, kaleminize saglik.. ...

Uğur Böcekli Ayakkabılarım yazısına Alparslan Alemdar tarafından yapılan yorumlar

Güzel yazılmış hoş bir anı. Hatırladıkça insan o günleri yeniden yaşıyor. ...

Güzüme Takılanlar 3 yazısına S. Eryılmaz tarafından yapılan yorumlar

Çok sıcak gülümseten bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık. Akıcı bir dille yazılmış. ...

 

Sayısal Loto Süper Loto Şans Topu On Numara

 

Yazılı Kağıtları

Çocukluk günlerimden birine götürmek istiyorum. Çocuksu, duygularımızla her şeyi bildiğimizi sanacak kadar saf olduğumuz günlere… İlkokul bitmiş ortaokula başlamıştık. Tek öğretmenli, hayatımızdan çok öğretmenli günlerimize geçmiştik. Her öğretmen ayrı karakter taşıyordu ve biz onların anladığı dilden hareket etmeliydik… Biz öyle düşünüyorduk desem daha doğru olacak sanırım. Matematik öğretmenimiz, ‘B’ şubesini yazılı yapmış “sınıfta iyi not alan olmamış” haberini almıştık. [...]

Teşekkürler

Güzel güneşli bir yaz günlerinin sabahına uyanmıştım. Üzerimdeki yorganı hafifçe üzerimden kaydırarak gece boyu tüm bedenimi koruma altına alarak, vücudumu koruyarak hizmet verdiğinden dolayı teşekkürlerimi sunmuştum. Sağ omuzumdan kayarak ayaklarımı yere basmıştım. Sol omuzumdan geriye bakarak, beni gece boyu üzerinde taşıyan yatağıma, karyolaya, yastıklara nevresim takımına da teşekkürlerim olmuştu. Ayağıma geçirdiğim terliklere, benim ağırlığımı taşıyacaklarından dolayı, peşinen teşekkür [...]

Bir tuhaflık vardı !

Altı katlı apartmanın dördüncü katından pencerenin perdesini kenara çekip düzgünce kenara yerleştirdim. Pürüzsüz gökyüzünü seyretmenin, aralanan pencereden gelen temiz havayı içime çekmenin keyfini yaşıyordum. Kapımın zili çaldı, “Allah Allah, bu saatte de kimseyi beklemiyordum, dış kapı görevlisi de haber vermedi; kim geldi, acaba?” diyerek kapıya yöneldim, merakla kapıyı açtım. Karşı komşumun kızı, bütün sevimliliğiyle, neredeyse, [...]

Anneler Günü Kutlu Olsun..

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün.Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi. Zamanla başka ülkelere de yayıldı. Annelere armağan edilen bu özel gün Türkiye’de 1955 yılından bu yana kutlanmaktadır. Türkiye’de Mayıs ayının 2. Pazar günü Anneler Günü [...]

Katia Kiracı ve Hazzopulo Pasajı

Ne zaman Beyoğlu’na gitsem, sokaklarında, binalarında, pasajlarında geçmişi ararım. Bir Pasaj vardır ki… Çehresi değişmiş olsa da,  en sevdiğim pasajdır. HAZZOPULO PASAJI 1871 Yılında dönemin ünlü bankerlerinden Rum asıllı Haccopulo tarafından yaptırılmıştır. Eskiden pasajda genellikle terzi malzemeleri, aksesuarları, yurtdışından gelen moda kitapları gibi şeyler satılırdı. Pasaja giriş yolunun iki tarafında, büyük olmayan dükkanlar sıralanırdı. Dükkanların bitiminde, küçük, güzel bir meydan sizi karşılardı. [...]

Siirt’te, Omuzda Taşınan Şemsiye Projesi

Siirt’te Sancaklar Ortaokulu öğrencileri tarafından 4006 Tübitak Bilim Fuarı düzenlendi. Fuarda öğrenciler tarafından hazırlanan projeler tanıtıldı. Öğrencilere teknolojiyi sevdirmek adına çalışmaların olduğunu belirten İl Milli Eğitim Müdürü İsa Güneş, Tübitak yarışmaları kapsamında öğrencilerinin birbirinden güzel projelere imza attıklarını dile getirdi. Güneş, “Bu projelere katılan öğrencilerle onlara rehberlik yapan okul yönetici ve öğretmenleri kutluyorum. Geleceğimizin nesilleri olan [...]

1 Mayıs nedir, neden Kutlanır?

1 Mayıs 19. yüzyılın ikinci yarısında sekiz saatlik iş günü mücadelesi içinde doğdu, daha sonra uluslararası planda işçilerin dayanışma günü, emeğin bayramı olarak kutlandı. 1 Mayıs vahşi kapitalizme karşı daha insanca çalışma ve yaşama talebinin, sosyal adalet mücadelesinin ve dayanışmanın simgesi oldu. Zaman zaman içeriğinden uzak yaklaşımlarla, devlet törenleriyle de kutlandığı oldu. Çalışanların sorunların daha [...]

 

Melehat Erten Tekeşin, Sezen Aksu, Eser Ürküt, Köşe Yazarı, Yazarkafe Yazarı, Ekrem Örsoğlu, söz yazarı, Zeus Ekrem, Karavancı Zeus, Akyaka Tarzanı, Köşe Yazıları, Alierenin Dünyası, alieren.eu, Alieren Ürküt, şiir bul, rüyamda, rüya tabirleri, rüya yorumla, yazarkafe yazarı, fikradeposu.net, fikradeposu.com, aşk şiirleri, moda, tasarım, teknoloji, mizah, sağlık, haber, genel konular, genel kültür, yeşilyurt, makaleler,