logo  www.egehaberleri.net 
atatürk
  • İçimdeki Burukluk
  • Dünya Engelliler Günü, 03 Aralık
  • Kimsesizin kimseleri
  • Etkili Anne ve Baba Eğitimi kitabına dair 1
  • İçimdeki Burukluk
  • Dünya Engelliler Günü, 03 Aralık
  • Kimsesizin kimseleri
  • Etkili Anne ve Baba Eğitimi kitabına dair 1
Melahat E. TEKEŞİN
melahattekesin@gmail.com

- İçimdeki Burukluk   Yeni   

10 Aralık 2018
Rya Tabirleri

Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin eteklerinden tutmuş arkalarına saklanan çocuklardınız. Bakıyorum da çekingen ve ürkek çocuklar gitmiş, kendinizden emin, güven dolu bakışlarınızla, emeklerimin karşılığı olarak duruyorsunuz karşımda. Ayrılık, ne benim kararım, ne de sizin tercihinizdir. Eğitim yoluna birlikte çıkmıştık; her yolun, bir başlangıcı, bir de sonu vardır. Önemli olan, hedefe yürürken zamanı doğru kullanarak engel tanımadan, hedefin peşini bırakmamaktır. Hayata atılmayı, uzun maraton koşusuna benzetirsek, daha sizinle birlikte, yüz metrelik bölümünü birlikte bitirdik demektir. İlerlediğiniz yolda, içinizdeki azim ve güç, sizi, özel kılacak etkenleriniz olacaktır. Beş yıl önceki heyecanlı duygularınızın kararlı mutluluğa dönüştüğünü, bu defa gözlerinizden okuyorum. Bugün sizlerde gördüğüm değişimlerden mutlu ve gururluyum

Giriş bölümünü size sunduğum konuşmam, çocuklarıma yaptığım son konuşmamdı. Beş yılımız bitmiş son konuşmamı yapmıştım. Birinci sınıfta aldığım öğrencilerimi beş yıl boyunca eğitmiş ana evlat durumuna gelmiştik. Dile kolay, tam tamına beş yıl…

Ailede geçirdikleri saatlerden kat be kat fazla vakit geçirmiştik. Okula ilk başlayışlarında salya sümük ebeveynlerin arkasından ağlayan “Sınıfa, sen de benimle geleceksin” diyerek annelerinin eteklerinden çekiştiren çocuklar gitmiş, kişilikleri gelişmiş, ergenliğe ulaşmaya yüz tutmuş, bazıları da ergenliğin içinde…

Omuzlarıma aldığım yükün, farkına varmış mıydım, ne kadarını yerine getirebilmiştim?
Eğitim hayatlarının ilk yılı, yani birinci sınıf, bina inşaatının temelini sağlam atmaya benzerdi.
Bir inşaatın temelini atarken önce arazi durumu etüt edilir; doğru ölçümler sonrasında, inşaatın temeline demirini, kumunu, çimentosunu sağlam, karışımını da doğru yaparsanız binanın dayanma gücü, sağlamlığı da o denli kuvvetli olacaktı.

Elinize aldığınız taze beyinlerin etüdünü çok sağlam ölçümlerle yapmalıydınız. Önce ruhunu doyurmalı, sonrasında da bilgileri doğru yöntemlerle en basite indirgeyerek ürkütmeden, her çocuğun kapasite seviyesine göre ince ayarlarla aktarmalıydınız.

Daha da büyük konuşmam gerekirse: Bir çocuğun öğretim hayatındaki başarısı, birinci sınıflara dayanır. Buna ek olarak ilköğretim de diyebiliriz. Bu nedenle birinci sınıflardaki sorumluluk duygusu uykunuzu kaçırır, başınızı koyduğunuz pamuk yastıklar taşa dönüşebilirdi. En doğru kararları, en hızlı biçimde işlemeniz gerekirdi.

İlk üç yılım, öğretmen öğrenci ilişkileri içinde geçerdi. İkinci devrede yani, dört ve beşinci sınıflarda, artık tamamen birbirinizi tanımış arkadaş olmuşsunuz demekti; hatta o kadar akıl küpü olurlardı ki, beni şaşırtırlar, akıl hocalığına bile soyunurlardı. Sıralarına oturur sevgi dolu bakışlarını, sindire sindire içime çekerdim.

Beşinci sınıfın, yani yıl bitiminin son derslerinde, çok hazin duyguları içinizde barındırırsınız. Aldığınız eğitim doğrultusunda, kendi hünerlerinizi de kullanarak uğraş verir gemi kaptanı gibi, yavaş yavaş sevgi dolu gemiyi limana yanaşma zamanımız gelmiştir artık… Bu sevgi tomurcukları elinizin altındayken hiç ayrılacağınız aklınıza gelmezdi. Son çıkış zili çalacak ve evlat bildiğiniz sevgi yumakları, avuçlarınızın içinden uçacaklardı…

Koca beş yılımızı doldurmuş son saatlere gelmiştik. Ne benim konuşmaya mecalim vardı, ne de çocukların coşmaya. Ayrılık hüznünü, dağıtmak gerekiyordu, şeytan beni dürtmüştü; beş yıl boyunca, her gün, güllük gülistanlık geçmemişti elbette. Acaba ben bu çocuklara ne gibi yanlışlar yapmıştım?

Aklıma gelen ilk planımı hemen uygulamaya geçirmiştim.

Çocuklar!” Şimdi sizinle bir oyun oynayalım, oyunun adı: Doğruları Söylemek.
Herkesin eline birer kağıt dağıtacağım. Oyunun içeriği şöyle olacak: Beş yıl içinde, benim size ne gibi yanlışlarım oldu; iyi yönlerimi değil de sadece, içinizde kalan kırgınlıklarınızı yazacaksınız. Hepiniz sınıflarınızı geçtiniz, ne kadar eksiklerimi yazarsanız o kadar memnun olacağım. Hiç kimse adını soyadını yazmayacak, yazı şekillerinizi de değiştirebilirsiniz. Size söz veriyorum, yazılı kağıtlarınızı karnelerinizi dağıttıktan sonra toplayıp, evimde okuyacağım; hem de birlikte yaşadıklarımızın belgesi olarak elimde kalacak” diyerek yazılı kağıtlarını dağıttım. Beş ders yılımızın son gününde, son saatlerini bu kompozisyon konusuna ayırmıştım.

Bütün öğrenciler harıl harıl bir şeyler yazmaya başlamışlardı. “Eyvah, kim bilir, ben bu çocuklara neler yaşatmışım!” diye düşünmeye başlamıştım ama çocuklarıma söz verdiğim üzere yanlarında okumayacaktım. Kağıtları teker teker toplayıp rulo yaparak bağladım; büyük bir özenle, beş yılın anılarının belgelerini çantama yerleştirdim.

Artık sıra, karnelerini dağıtmaya gelmişti; çocuklarımın da benim de bütün duygusallığımız had safhada olarak salya sümük birbirimizle vedalaştık. Evim, okula yürüme mesafesindeydi; yarım saat yürüyerek evime varmıştım. Akşam yemeği hazırlıklarını tamamladım; çocuklarımı yatırdım, heyecanla, öğrencilerimin yazdıklarını okumaya başladım…

Aman Allah’ım, sanki ben, bana övgüler düzün diye sormuştum!
Öğretmenim” diye başlamışlar yere göğe sığdıramamışlardı. Melek yapıp omuzlarına koymuşlar, kuş kılığına girip ara sıra da balkonlarına konarmışım… Ara sıra da, kulak burmuşum, pamuk ellerim zaten onların kulaklarını, hiç de acıtamazmış…
Üstüne üstlük hepsi de firesiz diğer yazılılarda yaptıkları gibi isimlerini, soy isimlerini, numaralarını yazmışlar imzalarını da atmışlardı.
Bir kızım: E… yazısını şöyle bitirmişti:
Öğretmenim, asla, bizi, sizin şevkatinizden mahrum bırakmayın; her dönemde ihtiyacımız olacak
Yalnız!
Dur bakalım, çocuğumun biri de değişik bir şeyler yazmıştı!
Adı: M…
Bu çocuğum, matematik derslerinde, dört işlem problemlerini çözmede, en iyiler arasındaydı. İşlediğiniz konularda, ne kadar ağır problem olursa olsun, altından kalkardı. Kağıda yumulur, burnunun üzeri, boncuk boncuk terler, ama mutlaka problemleri çözerdi.
Bu oğlum da, “Öğretmenim” diye başlamıştı:
Siz, benim kötü tarafımı yazın” dediniz ama benim hiç kötü yönünüz aklıma gelmiyor” diyordu.
Ama kurallı bir çocuk olduğundan, sorulan sorunun, tam karşılığı olan anlatımlarda bulunmak istiyordu. Belli ki, hayli belleğini yormuştu…
Ha! Şimdi aklıma bir olay geldi” diyerek fikirlerini açıklamaya başlamıştı:
Biz üçüncü sınıftaydık, öğrenci ders zili çalmış hepimiz yerlerimize oturmuştuk. S… ve D.., okulun bahçesinde kavgaya başlamışlar, sınıfa gelince de birbirlerini yumrukluyorlardı. Ben de iki arkadaşımın yumruklamasına seyirci kalamazdım; ayırmaya kalkmıştım. Siz, o esnada sınıfa girdiniz! Üçümüzü ayakta kavga ederken gördünüz! İki arkadaşım da sizi görünce ellerini indirdiler. Üçümüz ayakta kalakalmıştık!
Siz:
Ben size, böyle mi öğrettim; birbirinizi sevmek varken yumruklamak da neyin nesi?” dediniz.
Arkadaşlarımın da, benim de, kulaklarımızı çektiniz; ben de tam olayı anlatacaktım: Yerlerinize oturun! dediniz. Bizi sorgulamadan hepimize aynı cezayı verdiniz. İşte bu olay sizde gördüğüm yanlışlıktı” Son cümlesi böyle bitmemişti, ardından, dilinin döndüğünce, kaleminin işlediğince, öğretmenini nasıl onure edeceğini bilememiş övgülerini sıralamıştı.

Benimse bu itiraf, şakaklarımda şaklayan tokat gibi olmuştu. İki elimle başımı tutum, şapkamı da dizime koydum misali, derin derin düşünmeye başlamıştım:
Ben neydim?
Benim görevim neydi?
Bana neden eğitimci demişlerdi, çocukların sorunlarını anlamadan otorite kurmanın kime ne yararı olacaktı?
Sorgulamadan infaz da neyin nesiydi?
Derslerde, konuları kavratma işlemine biraz daha geç başlayabilirdim de çocuğun gözünde: “Yargısız infaz yapan öğretmen!” olma imajını nasıl silecektim…
Geçmiş ola!

Her zaman öğretmen öğretecek değildi ya, öğrenciden de alacak, çok dersler olmalıydı…

M… bu olayı unuttu mu, bilemem… Ama ben, geçmişimin takvim yapraklarını, teker teker çevirirken içimdeki burukluğum, yapraklardan birine düşer…

Saygılarımla

Melahat Erten Tekeşin

İçimdeki Burukluk

 

Melahat Erten TEKEŞİN'in diğer yazıları

Kimsesizin kimseleri

Kimsesizin kimseleri

Ah Delia! Sana bir mektup yazmak istedim; bir vefa, bir veda olur mu, sen ister miydin, bilemiyorum. Ama öyle, sessiz sedasız, ansızın ve de kimsesiz gitmeni, içime sindiremiyorum. İşin ucunda maddi olan hiçbir şeyi kabul etmezdin; biliyorum da, içimdeki vefa borcumu ödememden hoşnut olursun umarım… Emekli olmuştum ve yeni bir uğraş, arayışı içine girmiştim. Bana bir [...]

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Elli bir yılımı, gururla birlikte geçirdiğim, üzerimde, tarih bilgisinde emeği olan ve ayrıca da notlarından yararlanarak kaleme döktüğüm bu yazımı, dört ay önce ebediyete uğurladığım, sevgili eşim Metin Tekeşin’e ithaf ediyorum. Çağın, kendine özgü koşulları içerisinde, akılcı, dengeli ve tutarlı bir politika izleyen; tüm yaşamında, değişmez bir çizgide ilerleyen, topluma çağdaş bir kimlik kazandırma uğraşını veren, [...]

Resim Dersinde

Resim Dersinde

Değişik duyguların kaynağıdır yatılı okullar, karışık hislerin, duyguların kümesidir içinizde. Değişik kültürlerin, değişik aile yapılarının bir arada yaşama zorunluluğundan, her biri ile kültür alış verişinin ortamıdır aynı zamanda. En koyu muhabbetler, en hasret dolu gecelerde kıvama gelir. Aile hasreti dile getirilir, hikayeler akıp gider. Hayatınızın en anlamlı yıllarında, sadece bir üç yılınızı geçirirsiniz ama tüm [...]

Bez Parçası

Bez Parçası

Yağmurlu bir günün sabahıydı. Tahta panjurlardan sızan güneş ışınları odamı çizgi çizgi şeklinde aydınlatmışlardı. Sızan ışıkların enerjisini içime almak istemiştim, aceleyle, panjurları açtığımda, gördüğüm manzara beni büyülemişti. Evimizin mısır bahçesi, henüz kazılmadığından çimenlerin arasından renk renk sarı beyaz papatyalar, mor menekşeler kafalarını şımararak güneşe doğru uzatmışlardı. Derin bir nefes alarak seyre dalmıştım. Güneş, yağan yağmurun bir [...]

Okuldan Ayrılış

Okuldan Ayrılış

Yolcu otobüsü Nene Hatun Kız Öğretmen Okulu’nun demir kapısına yanaşmıştı. Nam-ı değer Hababam Sınıfı’nın kapıcısı Veysel Efendi, demir kapıyı bizim için son kez açacaktı. Müdürümüz Fethi Taner, kalabalık bir öğrenci grubunu Karadeniz’e taşıyacak otobüs şoförü ile konuşmuş, daha emniyetli yolculuk yapmamızı sağlayacak, son babalık görevini yerine getirecekti. Bizi, eğitim neferleri olarak yolculayacak, yurdumuzun her bir [...]

Takım Elbiselerim

Takım Elbiselerim

İmece usulü nedir? İmece, bir köy ya da köy topluluğu içinde işlerin ortak yapılmasıdır. İmece usulü yapılan işler: Köyün kanalizasyonunun yapılması, Düğün yerlerinin kurulması, Okul inşaatı, Cami inşaatı, Hayır işlerinde gereken ortak çalışma, köyde bilumum inşaat için para toplamak. Köyün ortak işlerinin imece kararı, muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından alınır. Bir de aileler arası dayanışma imeceleri vardır; Yalnız yapılarak uzun sürecek işler, topluca yapılarak zevkli [...]

 

Melahat Erten TEKEŞİN'in Yazılarına Yapılan Yorumlar

Kimsesizin kimseleri yazısına Demet tarafından yapılan yorumlar

Bu çok güzel duygularınız ve paylaşımınız için çok teşekkürler. Gerçekten de çok iyi bir komşuydu, çok çok iyi bir insandı. Hiç de hak etmediği bir şekilde vefat etti. Mekanı cennet olsun, nurlarda uyusun. ...

Yolcular kalmasın! yazısına gulet kiralama tarafından yapılan yorumlar

Memleketimizin her yeri çok güzel gerçekten.Ben birçok yeri gezme fırsatı buldum lakin Karadenize hiç gitme fırsatım olmadı.ve en çok görmek istediğim yerlerden biride Sümela Manastırı. Yazınız sayesinde fikir sahibi oldum ve keyifle okudum teşekkür ederim... ...

Çaylarınızı tazeleyelim… yazısına Can tarafından yapılan yorumlar

Hocam yazılarınız bana ve hayatıma büyük zenginlikler katıyor, lütfen yazılarınızı hızlandırın sizden ogrenecegimiz daha çok şeyler var. Saygilar sevgiler hocam ...

Horozu gördün mü? yazısına can tarafından yapılan yorumlar

Ah bu karadeniz kadınlari tabiri caizse erkek gibidir, annemden bilirim:) çok eğlenceli ve keyifliydi ...

 

Sayısal Loto Süper Loto Şans Topu On Numara

 

İçimdeki Burukluk

“Okula ilk gelişinizi, tanışmamızı dün gibi hatırlıyorum: Ürkek bakışlarla etrafınızı inceliyor, annelerinizin eteklerinden tutmuş arkalarına saklanan çocuklardınız. Bakıyorum da çekingen ve ürkek çocuklar gitmiş, kendinizden emin, güven dolu bakışlarınızla, emeklerimin karşılığı olarak duruyorsunuz karşımda. Ayrılık, ne benim kararım, ne de sizin tercihinizdir. Eğitim yoluna birlikte çıkmıştık; her yolun, bir başlangıcı, bir de sonu vardır. Önemli [...]

Dünya Engelliler Günü, 03 Aralık

Tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile Birleşmiş Milletler’in 1992 yılında almış olduğu karar sonrası 3 Aralık günü “Uluslararası Engelliler Günü” olarak belirlendi. Bu önemli gün, engelli insanları anlayabilmek açısından oldukça büyük öneme sahiptir. Çünkü gündelik hayatta karşılaştıkları sorunlar sadece engellilerin değil, hepimizin sorunudur. Bugün gerek sosyal yaşamda gerekse [...]

Kimsesizin kimseleri

Ah Delia! Sana bir mektup yazmak istedim; bir vefa, bir veda olur mu, sen ister miydin, bilemiyorum. Ama öyle, sessiz sedasız, ansızın ve de kimsesiz gitmeni, içime sindiremiyorum. İşin ucunda maddi olan hiçbir şeyi kabul etmezdin; biliyorum da, içimdeki vefa borcumu ödememden hoşnut olursun umarım… Emekli olmuştum ve yeni bir uğraş, arayışı içine girmiştim. Bana bir [...]

Etkili Anne ve Baba Eğitimi kitabına dair 1

Artık çocuk eğitiminde farklı bir fikir okumam diye düşündüğümde, hep başka fikirler çıkıyor karşıma. En doğru denebilecek bir yöntem yok sanırım. Ancak kişiye en uygun yöntemden bahsedilebilir. Bu da ancak o kişi “işte budur” dediğinde olur. Tabi sonrasında uygulanıp uygulanamayacağı da başka bir bilinç gerektiriyor. Bu kitap bana bir başka açıdan bakmam gerektiğini gösterdi. Uygulayabilir miyim [...]

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, tarihte en geniş kabul gören insan hakları belgesidir. 20 Kasım 1989 tarihinde onaylanan bu sözleşme sayesinde artık çocukların hakları yasalarca da tanınıyor. 20 Kasım günü tüm dünyada Çocuk Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Türkiye, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi 1990 yılında imzalamıştır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, nerede doğduklarına, kim olduklarına, cinsiyetlerine, dinlerine ya da [...]

Bir Asırlık Öykü

Özgür Büyüktanır, muhteşem bir insan ve baba. Kendisini Kuşadası’nda düzenlenen, Yerel yazarlar Şenliğinde tanıdım. Yaşadığı ve hayatını etkileyen acı bir olayın ardından, kendini Kars’ın Kağızman İlçesindeki Şehit Taner Seloğlu Ortaokulu‘nda bir kütüphane kurmaya adamış durumda. Onu bu çabasında desteklemenin hepimizin görevi olduğu inancıyla sözü ona bırakıyorum. Evladımız Aras Büyüktanır’ın anısına Aras, 1 Nisan 2014 tarihinde dünyaya geldi. [...]

Mustafa Kemal Atatürk

Elli bir yılımı, gururla birlikte geçirdiğim, üzerimde, tarih bilgisinde emeği olan ve ayrıca da notlarından yararlanarak kaleme döktüğüm bu yazımı, dört ay önce ebediyete uğurladığım, sevgili eşim Metin Tekeşin’e ithaf ediyorum. Çağın, kendine özgü koşulları içerisinde, akılcı, dengeli ve tutarlı bir politika izleyen; tüm yaşamında, değişmez bir çizgide ilerleyen, topluma çağdaş bir kimlik kazandırma uğraşını veren, [...]

 

Melehat Erten Tekeşin, Sezen Aksu, Eser Ürküt, Köşe Yazarı, Yazarkafe Yazarı, Ekrem Örsoğlu, söz yazarı, Zeus Ekrem, Karavancı Zeus, Akyaka Tarzanı, Köşe Yazıları, Alierenin Dünyası, alieren.eu, Alieren Ürküt, şiir bul, rüyamda, rüya tabirleri, rüya yorumla, yazarkafe yazarı, fikradeposu.net, fikradeposu.com, aşk şiirleri, moda, tasarım, teknoloji, mizah, sağlık, haber, genel konular, genel kültür, yeşilyurt, makaleler,